Merhaba...
Hep merak ederdim gönül gözü ne demek diye, çoğu kez bedenimde bir başka göz arar bulamayınca da boş ama kendimce bir başka göz olan gönül gözümü arar derin derin düşünürdüm. Nasıl ki derin düşünmekse bunları düşündüğüm yılı hatırlıyorum. Sekiz yaşımdaydım, gönül ne demekti onu bile anlamıyordum ama birileri yani dedem yaşındaki insanlar gönül gözünüzle bir görün, görmeye çalışın der dururlardı hep, büyüklerime sormaya cesarette edemiyordum ki, ya ayıpsa? Ya sorduğumda bana söylenirlerse, kızarlarsa? İşte bu ikilemlerle büyümedik mi bir çoğumuz ve hep bunları düşündüm belli bir çocukluk devrelerimde, 1950 yıllarının bir okul tatili zamanında, mekânı cennet rahmetli anneciğim ile her zaman düşünür hayal ederken bile, heyecanlanıp âşık olduğum köyümüz Evrenye'ye gitmiştik. Kara eriklerin daha olgunlaşmamış olduğu zamandı, kendi ağacımızın dallarından erikleri koparırken malikiyet egosu tatminimi yaşadığım hür davranışımın başladığı bu zaman diliminde unutamadığım bir dolu insanlar ve bu insanların neler yaptıklarını ve konuşurlarken inanılmaz sözler sarf ettiklerini bu gün bile görüyor, o seslerin kulaklarımdan gitmeyip repeteleştiğini hissediyorum. Derler ya AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ… Bu eski insanlar el ve beden güçlerini büyük bir sabır ve marifetlerle süsleyip insanların rahatça köylerden köylere yaya olarak gitmeleri adına kilometrelerce yollar yapmışlar ve bu yollara taş döşemişler adeta MAKADAM denilen cinsten, yolların sağına, soluna, taştan setler yani çakıllar örmüşler adeta bir dantela gibi... Verilen emeği bu gün maddeten manen karşılanması zor olan bir olgu olarak mutalaga ediyorum. Bir çoğumuz o yaya yollarını kullanarak civar köylere gittik ve o civar köylerden insanlar yaya olarak Evrenye'ye gelip gittiler, iyi de o yolların bakımı da var her yıl yürümeyi engelleyecek biçimde, dikenler, fardanlar ve yabancı otların GELEBE ve orak gibi kesici aletlerle temizlenmesi, sevabını ve ecrini alabilmenin yarışı, yol boyunca bir dolu çeşme ve bu çeşmelerin bakımı, ne muhteşem bir aktivite, insanın insanlık adına yararlı olabilmesinin en güzel örneklerinden sadece birisi bu ve bir dolu imeceyi sizler ya biliyorsunuz ya da aile büyükleriniz anlatıyorlardır.
Yukarıda yazmıştım ya Kara eriklerin olgunlaşmaya başladığı ilk günlerdi, bizler çocuk olduğumuzdan hoplayıp zıplıyor etrafımızda nelerin olduğunun ilk idraklerini yapıyorken yazın sıcaklarındaki günlerden bir gündü. Eski adı KOLCA şimdiki adı Çamdalı olan bu köydeydik, çok yaşlı ama Nur yüzlü, saçı sakalı apak olan ve lakabının da TOKOZ namı ile maruf bir yaşlı dedeyi anımsıyor ve elindeki bastonun da metal olduğunu sanıyorum, zira elindeki bastonu kaldırarak BUNU GÖRÜYORMUSUNUZ BUNUUU… BU DEMİR KONUŞACAK, HEMDE DÜNYA’NIN ÖTEKİ UCUNDAN KONUŞTUĞUNDA SİZLER O ANDA NE KONUŞULDUĞUNU BU DEMİRDEN İŞİTECEKSİNİZ... demişti. Bu sözü ve bu söz edeni bu yaşıma değin unutmadım ve hayatımın sonuna kadar da unutmama imkan yok, ne demek istediğini anlamak adına demirin nasıl konuşabileceğinin komedyasını adeta alaycı bir eda ile aramızda konuştuk, söyleştik durduk, çocukluk işte, ama belli bir süre sonra bu komedyaya çevirdiğimiz demirin konuşması olgusu bir realiteye doğru yol aldığında hayretlerime mucib olan Rahmetli Tokoz dedenin bunu nereden bilebilmesini ayrıca merak ederek düşünmeye başladım, nereden öğrenmiş olabilirdi, bunu asla öğrenemedim, sözlerindeki o hikmeti o yıllarda hiç kimse çözemezdi en azından köydeki insanlar, demirin konuşması sadece bir delinin, bir meczubun, sarf edebileceği lafazanlıktan ibaret olarak geçiştirebilinirdi, mantık neye hükmederse onu kabul eder İnsanoğlu.
Etrafındakilere onların anlayabileceği dil ve kavramlardan bahsedip kafalarının karışmaması için mantık kavramlarının dışında bir söz etmemek daha hayırlı diye de düşünebiliriz, yok arkadaşım, bu doğru olabilir mi diyenlerde olabileceklerdir. Bu tarih boyu böyle olmuştur, Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyenin başı kesilmiş mesela Hallacı Mansurun ENEL HAK demesiyle başının kesildiği gibi, size göre doğru olanlar birilerine göre doğru olmayabilir ama TEZ… ANTI-TEZ.. ve de SENTEZ diye bir teoriyi de göz ardı edemeyiz, asgari müşterekte buluşabilmek vardı önceden ama şimdilerde fikir hürriyeti var, sınırını kim belirler, nasıl ve ne şekilde olacağını da yasalar belirlemişlerdir, ama ne gariptir ki ve her ne hikmetse bizim köyün adetlerinden biriside galiba mantığımıza uymayan sözleri sarf edenlere hemen DELİ sıfatını DELİ lakabını konduruveririz, yahu DELİLİK o kadar kolay mı ?, DELİ olmak o kadar basit mi ?, siz deli olabilir misiniz ?
İnternet ile meşgul olanlar, sesli-sessiz sitelerde Chat yapanlar, Dünyanın tüm bilgilerini donatmış milyonlarca site ve sayfalara kendinizi kaptırdığınızda deli mi demek lazım, çağın teknolojilerini anında karşımıza getiren ve tanımak adına başından kalkmadığımız bu PC ler yani bilgisayarlar belki aile bireyleri ile aranızda adeta bir duvar olarak da telakki edilebilinir, yada evliyseniz eşinizle aranızın açılmasına kadar varabilen ters düşüncelere düşürebilecek kadar DELİLİK yaklaşımı olarak da nitelendirilebilinirsiniz, siz yinede demirin konuşması düşünceleriyle beni baş başa bırakarak anlatmak istediğime izin verin... Sizler de çok ama çok kitap okuyun ve Asrımızın İnsanlık adına uygun olup olmadığını İnsan olmanın onurunun nelerden ibaret olması gerektiğini de iyi anlamaya çalışarak ne gibi edinimleri yakalayabiliriz diye düşünelim. Yaşımız kaç olursa olsun bunu lütfen dikkatlerinize alınız, 60 yıldır demir nasıl konuşur acaba diye düşünürken, fikir ve de düşünceleri örselenmemiş ifade ettikleri dikkate alınarak saygı ile dinleyen ülkelerin Demirin konuşması bir yana demirin içine girip AY a ayak bastığını da biliyoruz. Hatta Ay'a ilk ayak basanlardan Astronot Armstrong’un Mısırda Ezan-ı Muhammediyi işittikten sonra Müslüman olmakla şereflenmişlerdi.
Işık hızı, ses hızı, gerilerde kalmaya mahkum, ister misiniz? İnsanoğlu düşünce hızını yakalasın da kendisini istediği yere o an ışınlayabilsin, bende bunu düşünüyorum,.. İnsanoğlu sıfırın arkasındaki rakamı bulabilirse ki ben bulunacağına inanıyorum, işte o zaman İnsanoğlu bir anda hiç bir nesne olmadan kullanmadan kendisini düşünceleri doğrultusunda ışınlayacak veeee şimdi sizler, Kim bu DELİ diyeceksiniz... Olsun sizler deyin, söyleyin... Ben kendi edinimlerimi, GÖNÜL GÖZÜM ile görüp akıl potamda mix ettim, harmanladım, gönül yolumda yaradanımı zikrederken gidemeyeceğimiz yer ve mekanın olmadığını yaşadım, bütün İnsanlık da bir zaman Dünyevi methodlarla, musbet ilimin ve metafizik kavramların doğrultusunda bir gün düşünce hızı ile beceri ve de marifetlerin doruğuna ulaşacağına inanıyorum.
Ne güzel İnsandır yaratılmanın sırlarına eren... Ne güzel insandır oku emrine uyarak bilgi ve de eğitime önem veren... Ne güzel İnsandır karşısındakine saygı ile yaklaşıp onun fikirlerini dinleyerek ne demek istediğini anlamak adına bir nebzede olsa anlamaya çalışan ve ne güzel İnsandır aklını… DUYGU... DÜŞÜNCE… ve DAVRANIŞLARIYLA BÜTÜNLEŞTİRİP DÜNYA GÖZÜ İLE BAKIP GÖNÜL GÖZÜ İLE GÖREBİLEN...
Bakarken GÖNÜL GÖZÜ İLE GÖREBİLENLERE SAYGILARIMLA SELAM OLSUN.....
Candede…
|