ULUSOY TURİZM
Live Messenger
Ücretsiz E-Posta Hesabı E-Posta Kutunuz
İstatistikler
Online Kullanıcı : (6)
Bugün Tekil : 61
Bugün Çoğul : 170
Dün Tekil : 136
Dün Çoğul : 367
Toplam Tekil : 78432
Toplam Çoğul : 277351
  Can Dede : Toprağımın Güzel ve Asil İnsanlarına  
Can Dede
  Toprağımın Güzel ve Asil İnsanlarına
03.03.2009
Yazar İsmi : Can Dede
Yazı Tarihi : 03.03.2009   Okunma : 1173
Yazı Arşivi :
Bir canın cananına olan heyecanı ve özlemi ile gönül bağım ve hemşerilik sevdalarımla siz toprağımın güzel ve asil insanlarını saygılarımla selamlıyorum...
Dediler ki! Aman siyasi olmasın, aman din mevzuu edilecekse bunu ilahiyatçılar yapsınlar. Siyasi eleştirileri zaten bir çok eli kalem tutan da yazıyor, geriye ne kalıyor dedikodudan başka, insanoğlunu hep meşgul etmiş, yetmemiş bireyler bir yana milletlerin başını yemiş adeta bu dedikodu. SÖZEL VARSANILAN VE BİLİNÇ ÖTESİ ZİHİNSELLİK, 1985 yılında keşfedilmiş beyin felçliler gurubundan mıyız diye de kendimi sorgulamaktan alıkoyamıyorum.
Tamam bizde suya sabuna dokunmadan tabiri caiz ise lafıgüzaf da olsa TEYEMMÜM edelim derim. Size bir sır vereyim mi ?
Biliyor musunuz farkında olmamak adına adeta farkındalıklar dan kaçıyoruz, yoksa FENOMEN bir toplum olduk da farkında mı değiliz, yani bilinç ötesi var olanlara mı duyarlı olmaklandık. İyide nasıl birdenbire bu denli değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz, eciş bücüş, çarpık çurpuk. Dün EVRENYE’de çarık satılırken alınamıyordu, GISLAVED dışı siyah, içi mor renkli lastik ayakkabı Yves Saint Laurent İskarpini gibiydi. Atalarımızın yağ kapanındaki metruk yerlerde 15 hatta 20 şer kişi yattıkları zamanlarda bitlendiklerini unuttuk mu?, mavnalarının içlerinde üşütmekten ve bakımsızlıktan bir çoğunun telef olduklarını anlatanlarınız olmadı mı? Azap Kapı, Perşembe Pazarı, Arap Camii ve Çeşme meydanında tek göz odalarda eşleri ve çocukları ile uzun yıllar yaşadıklarını kim inkar edebilir, bir kaç armatör yada metal işini öğrenmiş küçük de olsa dükkan sahibi hemşerilerimiz Emirgan, Beylerbeyi, Kuzguncuk, Küçüksu, Üsküdar gibi biraz daha aşamalı, biraz daha lüks yaşamak adına çabalamıyorlar mıydı ?, örf ve adetlerinden hangisinin tavizkar davrandığını söyleyebiliriz, erkeklerimizin sılasında ekmek parası kazanması uğruna sevdaları olan köyüne kaç yılda bir gittiklerini hatırlayın. Eşlerini çocuklarını okul tatillerinde deniz yollarının Fındıklıdan kalkan gemileri ile ucuz tarife güvertede buldukları siper bir yerde gecenin serinliğindeki ayazı, battaniyelere sarılarak giderdiklerini, maceranın bununla da  bitmeyip gemi limana yanaşamadığı için küçük motorlarla yolcuları limana taşıdıklarını ve uzun bir bekleyişten sonra Evrenye motorları ile Evrenye’ye 2 saatte gidildiğini bir çoğumuz biliyoruz...
Aşırı yorgunluk ve stresin, insanların yüzündeki o kavuşmanın özlemi ve heyecanı ile kaybolduğunu sizlerde  görmüş olmalısınız. Yol yok, elektrik yok, ilkellik ama samimiyet, rahmet ve de bereket var. Eşyalarınız Evrenye rıhtımında indiriliyor ve gideceğiniz köyünüze kadar da taşınılabiliyor, elbette ki küçük bir armağan ya da bir ücretle taşıyan ile helalleşiliyor, sonra eviniz ve yapılması gerekenler…

* * *
Daha önceki yazılarımda, bir nebze olsun acizane anlatmaya çalışmıştım...
Gönül sevdalıları sevgili Evrenyeli hemşerilerim, örf ve adetlerini terk etmiş, geçmişini ve atasını unutmuş olan toplumların akıbetleri pekte hayırlı olmamıştır, bunu sizlerde biliyorsunuz ! ! ! ! !
Dünyanın her Ülkesinde insanların yaşam biçimleri farklılıklar arz ederken hepsinin de ayrı ayrı ama asırların birikimi olan milli ve mahalli kıyafetleri vardır ve bu özelliklerdir güzelleştiren.
Yukarıda Deniz yollarının gemisine Fındıklı yolcu salonundan binildiğinde yöremiz hanımların bellerine kuşandıkları PEŞTEMAL ve başlarına bağladıkları ÇAR bir başka özellik ihtiva ederdi. Karadenizli hanımların bellerine bağladıkları Peştemal’ın renklerinden nereli olduklarını bilenler bile vardı, çocuk aklımla onları dinlemiştim.

Mekanı cennet rahmetli annem ile Kapalı Çarşı esnafından Çar ve Peştemal almıştık, bir hayli de fazlaydı, onları köyde bulunan arkadaşlarına hediye olarak alırmış, bunu daha sonraki yıllarda öğrenmiştim, İnsanın arkadaşlarını hatırlayıp onlara armağan sunabilmesinin ne büyük bir iç huzur verebilmesini sanırım tarif etmemiz ne mümkün. Peştemalı aldığımız Kapalı Çarşı esnafı olan o sakallı hacı amcayı anımsıyorum. Sıra sıra peştemalcıların olduğu ama özellikle İnebolu ve yakın yerlerin peştemalını sattığı için oradan alınıyormuş. Sormuştu hacı amca, nerelisiniz ona göre sunayım demişti, dükkanın içi sadece peştemallarla doluydu, elbette köyümüz Evrenye’de de var peştemal, İnebolu’da da. Ama ne hikmetse o yıllarda bu gibi alınacaklar hep İstanbul’dan temin edilirdi. Şimdilerde peştemala pek rağbet yok, ne kadar üzülüyorum, bunu anlatamam. Peştemal bizim özümüz, yöresel simgemiz, nasıl olurda modern olacağız diye bu güzelliklerden insanlar uzaklaşırlar. Bana belki de  hadi be, geri kafalılık etme, kaçıncı asırdayız heyyyy hemşerim ??? MİLENYUM'dayız hooop uyuma diyeceksiniz, olsun sizler söyleyin, hatta söylemeseniz de düşünmüş bile olabilirsiniz, benden yana hakkım geçmişse helal olsun sizlere…
Avrupa Ülkelerinin hemen hemen hepsinde yöresel giysiler vardır ve halen giyilmekte ve de kullanılmaktadır. Coğrafyalarının vermiş olduğu imkanlarla olan daha folklorik olgularından feragat etmemişlerdir. Uzağa gitmeye gerek yok. Dünya incisi Ülkemiz TÜRKİYE’nin bir çok yerinde halen ŞALVAR giyiyorlar. Adanalı ama aslı TÜRKMEN olan bir ekonomi hocası hanımefendi arkadaşım, evine geldiğinde ve Adana’ya gittiğinde şalvar giyebiliyorsa, heyy hocanım siz ki Amerika’da şimdi ise Avrupa’da Üniversitelerde ders veriyorsunuz, bu bir çelişki değil mi, oysa siz modernlikten yana olmalısınız, şalvar giymeyiniz demek mi gerekir. Büyük şehirleri hariç, yani TOKYO, OSAKA vs. diğer bölge adalarında ve yerleşim yerlerindeki hanımların mahalli kıyafetleri asırlardır aynı, neden terk etmiyorlar acaba ?
Oysa çok zengin bir adalar Ülkesidir Japonya, sizleri biraz düşünmeye davet ediyorum, hatta lütfen yazı ve eleştirilerinizi de beklediğimi yazmadan edemeyeceğim. Lütfen yazın, şimdiden eleştirileriniz için teşekkürlerimi sunuyorum, lütfen kabul ediniz. Evet sadece ŞALVAR değil tabi ki, Trakya ve Ege bölgemizdeki hanımefendiler bağda, bostanda genelde siyah ve gri renkli mantoyu andıran pamuklu yada keten dokuma kumaştan yapılmış üzerilik giyiyorlar. Eskişehir ve civarında da durum farklı değil, yani yöresel kıyafetleri giydiğimiz zaman bundan utanmamalıyız. Peştemal utanılacak kadar  çirkin değil, hele hele bir Müslüman olmakla şereflenmiş bir Türk hanımefendisinin başını kapattığı gibi, yaz sıcaklarında dışarıda ise BEYAZ bir çar başörtüsü ile kapatıyorsa sıcaklığı da savuşturmuş olmuyor mu ?...

Bu yazımda siz gönül sevdalıları, Feraset ve de Fazilet sahibi olan sizlerin: Yüce Mevla’mızın Rahmetini, Selametini niyaz ederken... İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN... HER ŞEY ASLINA DÖNECEKTİR…

Gönül Gözü ile görebilenlerden olun inşaAllah c.c. ...
Can Dede…
  Yorumlarınız Bizim İçin Önemlidir :
Ad ve Soyad :
E-Posta Adresi :
 
Üye Paneli
E-Mail Adresi :
Kullanıcı Şifresi :
Şimdi Üye Ol !
Şifremi Unuttum ?
Köşe Yazarları
Can Dede
  GÖNLÜ GÜZEL
EVRENYELİLERE
02.04.2010
Sami Özey - Vakit
  Evrenye'de
Bayram
29.09.2009
Deniz & Hava
Sıcak • Durgun • Temiz
Güncelleme: 08.08.2010 11:09:09
Online Destek
Duyurular
SATILIK ARSA
450 Metrekare ve 239 Metrekare Kereste fabrikası yanında, bayramyeri ve
çarşıya yakın.

İlgilenenler arayabilirler

İlker Tonba
Tel.: (0535) 810 48 33
ilkerisiltonba@hotmail.com
Duyurular
SATILIK ARSA
1107 Metrekare ve 818 Metrekare Çamdalı Köyü, Kolca Altı Mevkiinde.

İlgilenenler arayabilirler

Fatma Gürsoy
Tel.: (0538) 505 17 80
Kastamonu Türküleri